kadınlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadınlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Ocak 20, 2011

she

She
May be the face I can't forget
A trace of pleasure or regret
May be my treasure or the price I have to pay
She may be the song that summer sings
May be the chill that autumn brings
May be a hundred tearful things
Within the measure of the day.
She
May be the beauty or the beast
May be the famine or the feast
May turn each day into heaven or a hell
She may be the mirror of my dreams
A smile reflected in a stream
She may not be what she may seem
Inside a shell
She who always seems so happy in a crowd
Whose eyes can be so private and so proud
No one's allowed to see them when they cry
She may be the love that can and hope to last
May come to me from shadows of the past
That I remember till the day I die
She
May be the reason I survive
The why and where for I'm alive
The one I'll care for through the rough and rainy years
Me I'll take her laughter and her tears
And make them all my souvenirs
For where she goes I got to be
The meaning of my life is
She, she, she 


Salı, Eylül 14, 2010

Samimi kadın flötöz kadın mıdır?

İlişkilerde sürekli kıskançlıklara neden; bir diğeri ve aradaki samimiyet! Kadın ve erkek diye ayırmaktan hiç bir zaman hoşlanmayan ben -ki burda da örneklerini bilmeme rağmen daha çok kadın üzerinden yazmak istiyorum bu yazıyı. Yaşadığımız toplumda kadın ve erkeklerin birlikte yer almadığı bir ortam hemen hemen yok denecek kadar azdır.  Her yerde birlikteyiz artık, sokakta, okulda, işte, alışverişte, hukukta ve tabiki evde ve yatakta. Bu kadar alanı paylaşmaya başlamışken, görev ve sorumluluklar eşitlenmiş, herkese eşit hak ve özgürlükler sunulmuştur! Peki bunca eşitliğin içinde hala daha kadınların, erkekler ve hatta kadınlarının kendilerinin gözünde bile erkeklerlerden daha farklı görülüp değerlendirilmesi hangi yarattığımız topluma uyduğunu merak ediyorum.

Bir kadının yeni tanıştığı bir kadınla sohbeti, dedikoduları, kahkahaları -ahh kadınlar!!- dedirttirken, aynı kadın yeni tanıştığı bir erkekle sohbet ettiğinde, sadece gülümsediğinde "samimi" kadının flört ettiği mi anlaşılıyor? Sürekli birlikte yaşarken nasıl böyle bir anlam farklılığı yarattığımızı merak ediyorum. Neden ilki gayet kabul edilebilir ve normal hatta -evet kadınların her zaman yaptığı şey bu- şeklinde yorumlanırken, diğer samimiyet başka sinyaller vermek zorunda? Hemcins ve karşıcins olmanın avantaj-dezavantaj-ını mı oluşturuyor bunlar? Hemcinsimiz her zaman daha yakın, daha iyi ve daha normal mi? O bizden biri mi daima? Ve hep bir diğeri mi var farklı anlamlar yükleyebileceğimiz? 
Hepimiz biliyoruz ki bir kadın bir erkeği istediğinde ya da bir erkek bir kadını, arada yaratılanlar çok daha farklı olur. Peki biz eşitlikçi toplumun insanları, kadının kadına yaklaşımını, erkeğin erkeğe yaklaşımını "normal" standartları altında değerlendirirken, birbirine yaklaşımları ateş mi çıkarmalı? Bir soru işareti mi yaratmalı? İlişkileri bulandırmalı, kıskançlıklar mı olmalı? Elbette biliyorum mekan, zaman önemlidir böyle şeylerde, ya da bu da bize öğretilmiştir kimbilir...  Bireyler kendi düşündüklerini, öğretilenleri bir diğerine aktarırken ve toplumları oluştururken verdikleri tepkiler ve kararların, ön yargıların değişmesi nasıl beklenebilir ki? Ve bundan  en çok nasibini alan kadınların samimiyeti flört değerlendirmesinden nasıl çıkabilir ki?



Kurduğumuz ilişkiler yalnızca iki bedeni bir araya getirmemeli diye düşünüyorum ben. En önemli olan şeyi fikirleri bir araya getirmek olduğunu, insanlara cinsten öte bakılması gerektiğini ve en önemlisi bir kadının gülümsemesi altında bu kadar derin anlamlar aranmaması gerektiğini düşünüyorum.  Ne karşıdaki ne de dışardaki tarafından...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...