ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Eylül 14, 2010

Samimi kadın flötöz kadın mıdır?

İlişkilerde sürekli kıskançlıklara neden; bir diğeri ve aradaki samimiyet! Kadın ve erkek diye ayırmaktan hiç bir zaman hoşlanmayan ben -ki burda da örneklerini bilmeme rağmen daha çok kadın üzerinden yazmak istiyorum bu yazıyı. Yaşadığımız toplumda kadın ve erkeklerin birlikte yer almadığı bir ortam hemen hemen yok denecek kadar azdır.  Her yerde birlikteyiz artık, sokakta, okulda, işte, alışverişte, hukukta ve tabiki evde ve yatakta. Bu kadar alanı paylaşmaya başlamışken, görev ve sorumluluklar eşitlenmiş, herkese eşit hak ve özgürlükler sunulmuştur! Peki bunca eşitliğin içinde hala daha kadınların, erkekler ve hatta kadınlarının kendilerinin gözünde bile erkeklerlerden daha farklı görülüp değerlendirilmesi hangi yarattığımız topluma uyduğunu merak ediyorum.

Bir kadının yeni tanıştığı bir kadınla sohbeti, dedikoduları, kahkahaları -ahh kadınlar!!- dedirttirken, aynı kadın yeni tanıştığı bir erkekle sohbet ettiğinde, sadece gülümsediğinde "samimi" kadının flört ettiği mi anlaşılıyor? Sürekli birlikte yaşarken nasıl böyle bir anlam farklılığı yarattığımızı merak ediyorum. Neden ilki gayet kabul edilebilir ve normal hatta -evet kadınların her zaman yaptığı şey bu- şeklinde yorumlanırken, diğer samimiyet başka sinyaller vermek zorunda? Hemcins ve karşıcins olmanın avantaj-dezavantaj-ını mı oluşturuyor bunlar? Hemcinsimiz her zaman daha yakın, daha iyi ve daha normal mi? O bizden biri mi daima? Ve hep bir diğeri mi var farklı anlamlar yükleyebileceğimiz? 
Hepimiz biliyoruz ki bir kadın bir erkeği istediğinde ya da bir erkek bir kadını, arada yaratılanlar çok daha farklı olur. Peki biz eşitlikçi toplumun insanları, kadının kadına yaklaşımını, erkeğin erkeğe yaklaşımını "normal" standartları altında değerlendirirken, birbirine yaklaşımları ateş mi çıkarmalı? Bir soru işareti mi yaratmalı? İlişkileri bulandırmalı, kıskançlıklar mı olmalı? Elbette biliyorum mekan, zaman önemlidir böyle şeylerde, ya da bu da bize öğretilmiştir kimbilir...  Bireyler kendi düşündüklerini, öğretilenleri bir diğerine aktarırken ve toplumları oluştururken verdikleri tepkiler ve kararların, ön yargıların değişmesi nasıl beklenebilir ki? Ve bundan  en çok nasibini alan kadınların samimiyeti flört değerlendirmesinden nasıl çıkabilir ki?



Kurduğumuz ilişkiler yalnızca iki bedeni bir araya getirmemeli diye düşünüyorum ben. En önemli olan şeyi fikirleri bir araya getirmek olduğunu, insanlara cinsten öte bakılması gerektiğini ve en önemlisi bir kadının gülümsemesi altında bu kadar derin anlamlar aranmaması gerektiğini düşünüyorum.  Ne karşıdaki ne de dışardaki tarafından...

Cuma, Eylül 10, 2010

önce kendimiz mi, sevdiklerimiz mi?

"Kendilerini sevmekte zorlanan insanlar, neredeyse daima bağışlamaya yanaşmayan insanlardır,Çünkü bağışlamak o özel kapıyı kapatacaktır. Bağışladığımızda ve serbest bıraktığımızda , omuzlarımızdan sadece büyük bir yük kalkmakla kalmaz, aynı zamanda kendimize karşı bir sevgi kapısı açılır. İnsanlar sık sık * Oh omuzlarımdan büyük bir yük kalktı,* diyorlar çünkü gerçekten de çok uzun süredir taşıdıkları bir yükten kurtuluyorlar.
Dr. John Harrison , Kişinin kendini ve ebevynlerini bağışlamasının , antibiyotiklerden daha fazla hastalığı iyileştirebildiğini söylüyor.
Bağışlamadığımızda , bir türlü serbest bırakamadığımızda , kendimizi geçmişe bağlarız ve geçmişe sıkışıp kaldığımızda , şimdide yaşayamayız; şimdide yaşayamadığımız takdirde de nasıl görkemli ve parlak bir gelecek yaratabiliriz ki… Geçmişten gelen eski çöpler, gelecek için daha fazla çöp yaratır… " Diyor Louıse L.Hay;
Hayatımızda kalbimizi kıran, bizi hayal kırıklığına uğratan, ummadığımız şeylerle karşılaşmak zorunda bırakan o kadar çok insan varki..Ki bunlardan en önemlisinin de kendimiz olduğunu düşünüyorum. Fark etmeden duygularımızla çelişen işler yaptığımızda, beklentilerimizi karşılamadığımızda ya da içimizde barındırdığımız kötü duygularla yüzyüze geldiğimizde asla affedemediğimiz kendimizi sürekli nereye saklıyoruz ? Ama karşımızdaki için en kolay yolu -hayatımızdan çıkararak, mesafe koyarak- seçtiğimizi düşünüyorum. Peki affedemediğimiz kendimizi için ne yapıyoruz sizce? Sürekli biryerlerde asılı duran düşünceler her seferinde daha çok büyümek,birikmek için fırsat kollarken hala onları aynı yerinde bırakmak daha mı kolay bizim için? 
Louıse L.Hay düşündüğüm şeyin tam tersini söylemiş yukarda, ama mekanizma aynı yürüdüğü sürece her yol aynı yere çıkıyor değil mi ? Sevmeye, kabullenmeye ve iyileşmeye...Sadece bize hangisinin daha yakın olduğuna karar vermek gerekli yada hangisinin kolay geldiğine..Kendimizle yüzleşmek mi yoksa sevdiklerimizle mi ?

 

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...