Festival etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Festival etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Kasım 08, 2010

Efes Pilsen Blues Festivali 21

Cumartesi akşamı yaklaşık 1 senedir görüşmediğim bir arkadaşımdan bir telefon aldım. Herkes hayatın akışına öyle bir kaptırmış ki aynı şehirde dahi yaşasanız birbirinizle görüşememe şansınız çok yüksek :) Bir araya gelmek için çok güzel bir teklifte bulundu ve bende bu bahaneyle ilk defa katılacağım Efes Pilsen Blues Festival'inin son özel gününe katıldım. Normalde 6 Kasım'da biten festival, Efes Pilsen çalışanlarına özel bir gece düzenlemiş. Bizde bu muhteşem gecede biraradaydık..

1 Ekim- 6 Kasım tarihleri arasında gerçekleşen festival 20 şehri dolaşıp, yoğun ilgi toplamış. Son ayağı İstanbul olan festivalin bul yılki konukları ise kendine özgü tarzıyla Kenny Neal, New Orleans’e özgü Blues’u tekrar yorumlayan Mitch Woods & His Rocket 88s ve Blues müziğinin en dinamik isimlerinden Samuel James imiş.

Oldukça kalabalık ve eğlenceli gecen geceden alın size bir kaç hatıra...

***
Sahnede ilk yer alan Samuel James'di. Yaklaşık 1 saat bir performans gösterdi.
Bence oldukça zevkliydi. 
Tabii sürekli - Estanbul... nasilsinizzz? -diye sorup - iyiiiii- diye kendince cevap vermesi 
birazcık bunaltı insanı..:)
Bir anda Estanbul diye parça bile yaptı.

***
Ardından Mitch Wood sahneye çıktı. Muhteşemdi.. Yine 1 saatlik sahne performansı boyunda hiç yerinde durmadı diyebilirim. 
Çok eğlenceli bir ekibi vardı.
En güzel kısmı da bir ara sahneden inince elektro gitaristinin Barış Manço'nun Lambaya Püf De! parçasını söylemesi oldu. 
Bence kesinlikle muhteşemdi!

***
Ve son olarak Kenny Neal sahne aldı. Etkileyici ve modern müzik tarzıyla eminim oraya gelen herkesi 
memnun bir şekilde evlerine yolladı.

P.s. Sevgili Hande bu güzel gece için çok teşekkürler sana..Seneye kesinlikle burdayım..Eğer merak eden varsa kesinlikle tavsiye ederim. 

Blues içinize işlesin...
Aşkla kalın...

Cuma, Eylül 17, 2010

Sen de "yaratıcı"ysan, hadi sokağa

                Oldum olası sevmişimdir Festivalleri...
Farklı dilden, farklı kültürden bir çok insanı ortak zevkleriyle bir araya getiren muhteşem organizasyonlar bence :) İstanbul 2010 Kültür Başkenti kapsamında 26 Eylül'e kadar devam edecek olan jonglör, akrobasi, canlı heykel, pantomim gösterileri, ateş şovları, kabareler, flamenko dans, break dans, beden perküsyon etkinlikleri, seminerler, flash mob’lar gibi aktivitelerin yer aldığı " yaratıcı sokaklar festivali" bugün başladı. İlk günden katılmayı ne kadar çok istesem de mümkün olmadı ama önümüzdei bir hafta içerisinde kesinlikle katılmayı düşünüyorum. Festivalin güzel yanlarında biri ise orada sadece yapılan şovları izlemeyeceksiniz, isteyen herkes jonglörlük, akrobasi, break dance, flamenko dans, beden perküsyon gibi konularda ücretsiz olarak eğitim alabilecek. Aynı zamanda önceden rezervasyon yaptırarak Flash mob lara katılabilirsiniz. :) 
Türkiye dışından da sanatçıların katıldığı bir hafta sürecek olan festivale katılmanızı şiddetle öneririm..
Yaratıcı olalım biraz :)
 





Festival hakkında bilgi almak isteyenler Pera Güzel Sanatlar'dan ve takvime burdan ulaşabilirler.


Cuma, Eylül 10, 2010

önce kendimiz mi, sevdiklerimiz mi?

"Kendilerini sevmekte zorlanan insanlar, neredeyse daima bağışlamaya yanaşmayan insanlardır,Çünkü bağışlamak o özel kapıyı kapatacaktır. Bağışladığımızda ve serbest bıraktığımızda , omuzlarımızdan sadece büyük bir yük kalkmakla kalmaz, aynı zamanda kendimize karşı bir sevgi kapısı açılır. İnsanlar sık sık * Oh omuzlarımdan büyük bir yük kalktı,* diyorlar çünkü gerçekten de çok uzun süredir taşıdıkları bir yükten kurtuluyorlar.
Dr. John Harrison , Kişinin kendini ve ebevynlerini bağışlamasının , antibiyotiklerden daha fazla hastalığı iyileştirebildiğini söylüyor.
Bağışlamadığımızda , bir türlü serbest bırakamadığımızda , kendimizi geçmişe bağlarız ve geçmişe sıkışıp kaldığımızda , şimdide yaşayamayız; şimdide yaşayamadığımız takdirde de nasıl görkemli ve parlak bir gelecek yaratabiliriz ki… Geçmişten gelen eski çöpler, gelecek için daha fazla çöp yaratır… " Diyor Louıse L.Hay;
Hayatımızda kalbimizi kıran, bizi hayal kırıklığına uğratan, ummadığımız şeylerle karşılaşmak zorunda bırakan o kadar çok insan varki..Ki bunlardan en önemlisinin de kendimiz olduğunu düşünüyorum. Fark etmeden duygularımızla çelişen işler yaptığımızda, beklentilerimizi karşılamadığımızda ya da içimizde barındırdığımız kötü duygularla yüzyüze geldiğimizde asla affedemediğimiz kendimizi sürekli nereye saklıyoruz ? Ama karşımızdaki için en kolay yolu -hayatımızdan çıkararak, mesafe koyarak- seçtiğimizi düşünüyorum. Peki affedemediğimiz kendimizi için ne yapıyoruz sizce? Sürekli biryerlerde asılı duran düşünceler her seferinde daha çok büyümek,birikmek için fırsat kollarken hala onları aynı yerinde bırakmak daha mı kolay bizim için? 
Louıse L.Hay düşündüğüm şeyin tam tersini söylemiş yukarda, ama mekanizma aynı yürüdüğü sürece her yol aynı yere çıkıyor değil mi ? Sevmeye, kabullenmeye ve iyileşmeye...Sadece bize hangisinin daha yakın olduğuna karar vermek gerekli yada hangisinin kolay geldiğine..Kendimizle yüzleşmek mi yoksa sevdiklerimizle mi ?

 

Pazar, Ağustos 22, 2010

7. Konya uluslararası Mistik Müzik Festivali

Bugün yüzünde bir başka güzellik var senin,
bugün dudağında başka bir tad var,
boyunda başka bir yücelik.
Bugün kırmızı gülün bir başka daldan.

Ayın gökyüzüne bugün sığmamış.
Göklere benzeyen göğsün bugün daha geniş.
Hangi yanından kalktın bu sabah, söyle,
bir başka kavga var dünyada senin yüzünden,
dünyada bir başka gidiş 
....
Bakarsın bugün sever bu yürek,
yarın sevilir bakarsın.

Yüreğimin özünde başka yarınlar var. 
M. Celalettin Rumi 

2004'ten beri farklı kültürleri, farklı dinlerin müziğin etkileyici gücü ve aşkı ile biraraya gelmelerini sağlayan festivalin 7.si bu yıl 22-30 Eylül 2010 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Programın bitiş gecesi olan  30 Eylül gecesi Mevlana'nın doğum gününe denk gelecek şekilde düzenlenmiş olup, Mevlana'nın insanları din, dil, ırk ayrımı yapmadan sonsuz bir sevgiyle kucaklamasına layık bir bitiriş yapılacağı söyleniyor. Daha önceki festivalleri duymuştum fakat ne çok fazla ilgimi çekmişti ne de katılma gibi şansım olmuştu. Fakat her ne olursa olsun farklı insanları biraraya getiren, anlamayı, dinlemeyi, özünde saygı göstermeyi de öğreten bu tarz etkinlikleri daima faydalı ve etkili görmüşümdür. Özellikle de konu müzik olunca hiç bir ayrım gözetmeksizin dinlediğiniz her melodide kendinizden bir şeyler bulacağınızdan şüphem yok. Dünya çapında oldukça sevilen ve saygı gören bir tasavvuf ve din adamı olan Mevlana'nın adına düzenlenen bu etkinliğin de gerek düşünce gerek inanç ve gerekse aşkın etkisiyle oldukça iyi harmanlanmış ve mesajın müzik yoluyla tüm dünyaya iyi şekilde aktarılıyor olmasını umut ediyorum. Tabi bir de gidip, görüp, yaşamak gerek!!!


Öz: 
Gene gel, gene.
Ne olursan ol, ister kafir ol,
İster atese tap, ister puta,
İster yüz kere tövbe etmiş ol,
ister yüz kere bozmuş ol tövbeni...
Umutsuzluk kapısı değil bu kapı,
Nasılsan,
Öyle gel... 



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...